22 Aralık 2008
Basmak fiili Türkçede mevcut ve canlıyken bunun türevinin ses değişimine uğraması bilinen tüm dilbilim yasalarına aykırı düşer. Pasma yok, paskı yok, pasın yok, pastırma niye olsun? Üstelik pastırma yapımında bastırma işlemi yer almaz; et çemene bulanır ve askıda kurutulur.
Pastırma sözcüğü 17. yüzyıldaki en erken örneklerde bugünkü anlamda değil, birkaç türlü bulamaç ve özellikle “yulaf bulamacı” anlam...
2021-04-27 17:00:00 +0000 UTC
View Post
21 Aralık 2008
Düven yahut düğen Anadolu’da öküzün arkasına bağlanıp buğday başaklarının üstünde gezdirilen, çakmak taşlarıyla bezeli aletin adı. Türkçe dövmek/döğmek fiiliyle ilişkisi basit görünüyor. Zaten son zamanlarda döven yazımı tercih ediliyor.
Sözlüğümün ilk baskısında ben de düven < dövmek olarak göstermiştim. Ancak halen Anadolu’da kullanılan aletin tıpkısının Antik Çağ’da Yunan dünyası...
2021-04-26 17:00:00 +0000 UTC
View Post
20 Aralık 2008
Kılık değiştirerek kozadan çıkan böcekler gibi geleneksel Türk faşizminin has numunesine dönüşen başbakan hazretleri,* “Akdamar Adası’ndaki Ermeni-Ortodoks kilisesini tamir ettik” buyurmuş. Biri keşki söylese, Akdamar diye bir yer yok, Ermeni-Ortodoks diye bir şey de yok.
Adanın adı bin ikiyüz yıldan beri Ağtamar yahut gırtlak sesiyle Aghtamar. Tamar adlı bir kız varmış da, sevgilisi “Ahh! Tamar” demiş de, bunlar ...
2021-04-25 17:00:00 +0000 UTC
View Post
19 Aralık 2008
“İki” anlamına gelen bi- önekiyle Batı dillerinde yapılan tonla bileşik kelime var. Bisiklet (iki tekerçe), biseksüel (iki cinstenci), bikarbonat (iki karbonat moleküllü kimyasal bileşik), bigami (iki karılılık),* bienal (iki yıllık ya da iki yılda bir), biped (iki ayaklı), bizonal (iki bölgeli), bilingual
2021-04-24 17:00:04 +0000 UTC
View Post
18 Aralık 2008
Arapça sâˁat sözcüğünün esas anlamı “en, genişlik, bolluk”. ˁKökü wsˁ (vav-sin-ayın),* uzamak, genleşmek, yer kaplamak gibi anlamları içeriyor; İngilizcesi to extend. Arapça gramerde biraz ilerlemiş olanlar bilir, ilk harf olan vav fi’âl vezninde kaybolur. Aynı kökten gelen vüsˁat (genişlik) ve vasîˁ (geniş) sözcüklerini bilenler çıkar değerli okurlarım arasında.
İkinc...
2021-04-23 17:00:53 +0000 UTC
View Post
17 Aralık 2008
Suriye halk dilinde Türkçeden alınma bir sürü kelime var. Lokanta menülerinin değişmez kalemi yalanci onlardan biri. Bildiğimiz zeytinyağlı yaprak sarma. Türkçe olduğunu bilen var, bilmeyen var. Ama Türkçe sözcüğün “yalan söyleyen, kandırıkçı, kâzib” anlamına geldiğini anlatırsan boş boş yüzüne bakıyorlar. İnanılır bir şey söyle de inanalım gibisinden.
İnandırmak için, 1) doğru adın yalancı dol...
2021-04-22 17:00:04 +0000 UTC
View Post
16 Aralık 2008
Sami dillerinde “kalp” anlamına gelen kelimeler lb veya lbb kökünden yapılmış. Asurice lubbu, İbranice lêb, Aramice lebıbâ kalp. Arapçada tam eşdeğer bir kelime yok ama labb fiili “anlamak, hissederek bilmek” anlamında kullanılıyor. Bunun sıfat hali lebîb “kalpten anlayışlı, empati sahibi” demek. Türkçede erkek adı.
Tanesi yenen çeşitli yemişlerin ve fasulyegillerin de ...
2021-04-21 17:00:04 +0000 UTC
View Post
14 Aralık 2008
Paşa sözcüğünün etimolojisi 100 seneden beri çok tartışılmış bir konu. Eskiden padişah sözcüğünden kısaltma yoluyla türediği görüşü popülerdi. Ancak bu görüşün bilimsel temeli çok güçlü değil. Baş ağa > başa > paşa görüşü de sanırım oldukça afaki bir spekülasyon sayılabilir.
13. yüzyılın son yıllarında aniden ortaya çıkmış Türkçe bir saygı deyimi. Türkiye Türkçesi dışında örneği ve ...
2021-04-20 17:00:04 +0000 UTC
View Post
13 Aralık 2008
Ege Denizi 1930’lara dek Türkçede duyulmuş bir ad değil. “Adalar Denizi” anlamına gelen Cezair Denizi adı bazen kullanılmış ama olay daha çok Akdeniz’in bir parçası olarak algılanmış. Yani “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir” deyip İzmir’e çıkmaları rotayı şaşırdıklarından değil, terminoloji farklı.
Eski Yunancada Ege Denizi’nin yaygın adı Arkhi-pelagos yani “Baş Deniz”. Arkhipelagos Adaları...
2021-04-19 17:00:04 +0000 UTC
View Post
12 Aralık 2008
Efendim Türkçe fakir bir dildir. Ne münasebet, en zengin dildir, Sümerler de Türk’tür. Al sana, vatan haini! Kahrol, faşist!
Sevgili okurlarım, bunların hepsi cahil muhabbetidir. Üniversitede beş kuruşluk dilbilim gören herkes bilir. KONUŞMA DİLİNİN zenginliği aşağı yukarı her dilde aynıdır. Ancak eğitim ve sosyal hareketlilik düzeyine göre farklılık gösterir. Yeni Gine yerlilerinin konuşarak kendilerini ifade etme bece...
2021-04-18 17:00:04 +0000 UTC
View Post
11 Aralık 2008
Farsça çahar-sû yani “dört-kenar, quadratus”, Yunanca agorá (“açık yer”) sözcüğüyle aynı kavramı ifade eder. Şehir merkezinde büyük dikdörtgen kamu alanı, en eski İran kentlerinin belirgin bir özelliği; Persepolis’te mesela dev bir tane var. Helenistik devir şehirciliğinin dikdörtgen agora olayını MÖ 4. yüzyılda İran’dan aldığı anlaşılıyor. Arapça meydân sözcüğü de İsla...
2021-04-17 17:00:03 +0000 UTC
View Post
10 Aralık 2008
Hayatta çözüme kavuşmayacak tartışmalardan biri, can-baz mı, cam-baz mı? İkisi lehine de söylenecek şeyler var. Belki ikisi ayrı kelimeydi, zamanla birleştiler. Ya da aslı cam-baz’dı da halk kullanımında “canıyla oynayan” anlamı ağır bastı.
Yanılmıyorsam ilk önce Evliya Çelebi’de “hokkabaz, şişebaz, çanakbaz, kasebaz, cambaz...” diye bir akrobatlar listesi geçiyor. 17. yüzyılda cam henüz “kadeh” anlamında...
2021-04-16 17:00:05 +0000 UTC
View Post
9 Aralık 2008
Karanlık’taki -n- nedir diye sormuş bir okurum. Cevap muhtemelen dönüşlülük eki: dilenmek, kuşanmak, usanmak, tükenmek’teki -n- gibi.
Sözcüğün esas eski biçimi, “gice karangı bolmış” cümlesindeki gibi karangı. 15. yüzyıl ortalarına doğru karangı-lık yaygınlaşmış. Eski yazıda nun’la değil sağır kef’le yazılır. Yani tam telaffuzu karanlık değil, karanglık.
-gı Türkçede standa...
2021-04-15 17:00:04 +0000 UTC
View Post
8 Aralık 2008
Angut kuşu veya diğer adıyla kızıl ördek, sarsak ve uyuşuk bir kuşmuş. Özellikle kolay avlanmasıyla ünlü. Angut Ortaasya Türkçesinde bir kuş adı olarak 11. yüzyıldan beri kaydedilmiş. En erken 1882 tarihli Lugat-i Garibe isimli argo sözlüğünde “aptal kişi” anlamıyla boy gösteriyor.* Nihai kökenini bilmiyorum. Eski Türkçe kuş ve hayvan isimlerinin hemen hepsi gibi problemli. Farsça olan Anka kuşuyla alakası olabil...
2021-04-14 17:00:00 +0000 UTC
View Post
7 Aralık 2008
Asimilasyon aslında kötü bir şey değil. Latince similis benzer, ad-similare benzeşmek veya benzeştirmek. Yerel ve aşiretsel olanı aşıp daha genel hatta evrensel bir kültür potasında harman olmak bana prensip olarak yanlış gelmiyor. İnsanın ufku gelişir, görgüsü artar. Boktan boktan köy dedikodularıyla vakit öldüreceğine en azından metropol dedikodularıyla haşır neşir olursun, daha havalı takılırsın. İngil...
2021-04-13 17:00:00 +0000 UTC
View Post
6 Aralık 2008
Kaşar peynirinin kökeni hakkında sağlam bilgi yok, birkaç rakip rivayet var. Bir kere kaşar ile İtalyanca caciocavallo, bizde özellikle Rumeli’nde kaşkaval diye bilinen peynir aynı şey. İsmin kaynağı bu olabilir mi? Zannetmiyorum, çünkü ne olursa olsun hiçbir kelime böyle gelişigüzel deformasyona uğramaz. Kaşkaval nerede kaşer nerede.
İkinci olasılık Artun Ünsal’ın peynirler hakkında yazdığ...
2021-04-12 17:00:01 +0000 UTC
View Post
5 Aralık 2008
Kut Eski Türkçe, “bereket, kıvanç” demek. Aslı kıwut, kıvanç, kıvanmak sözcükleri ile aynı kökten. Kutlu ve kutlamak biçimlerinde Türkçede bugüne dek doğal yaşamını sürdürmüş.
Kutsal uydurmaca bir kelime; 1930’larda icat edildi.
Kuds, kudsi, mukaddes ve takdis Arapça. Yukarıdakilerle etimolojik alakası yok. Asurca ve İbranice qdş köküyle akraba bir kökten türemişler. Esas anlamı “arınmış, temiz” dem...
2021-04-11 17:00:00 +0000 UTC
View Post
4 Aralık 2008
Arapça uzun a ile hâl (durum) başka, kısa a ve çift le ile hall (çözüm) başka kelime. İkincisinin bir sürü türevi bulunuyor. Tahlil kolay, çözümleme diye Öztürkçeleştirildi. Helal de aslında “çözük” demek. Kanunen bağlı yani yasak olmayan bir şey anlamında.
Bir de hülle var, kanunen bağlı olan bir şeyin usulüne uygun olarak çözülmesini ifade eden. İslam hukukunda, kadını talak-ı selase...
2021-04-10 17:00:30 +0000 UTC
View Post
3 Aralık 2008
Alevi’nin alevle filan alakası yok. “Ali’ye mensup, Ali’ci” demek. Mevla’dan Mevlevi, Zühre’den zührevi gibi, Arapça. Eski yazıda elifle değil ayınla yazılır. Peygamberin vefatını izleyen günlerden beri İslam dünyasında Aliciler ve anti-Aliciler her zaman olmuş. Şiiliğin diğer adı olarak zaman zaman Alevilik (ya da aynı anlamda Ehlibeytçilik) deyimi kullanılmış.
Maamafih bizim Alevilerin bu hadisenin doğrudan devam...
2021-04-09 17:00:00 +0000 UTC
View Post
2 Aralık 2008
Lara, bir, Antalya yakınında bir plaj adı. Bu adın kaynağını ve etimolojisini bilmiyorum; bilen olduğunu da sanmıyorum. İki, Rusça yaygın bir kadın adı olan Larissa’nın kısaltması. Dr. Jivago romanının kahramanının adı olduğu için 1960’lardan itibaren özellikle Batı ülkelerinde popüler bir kadın adı oldu. Lara Croft, Lara Fabian vb. var. Filmde Lara’yı Julie Christie oynamıştı.
Larissa’ya gelince, evvela Yunanistan...
2021-04-08 17:01:01 +0000 UTC
View Post
1 Aralık 2008
Patatesin adı başka, bitkinin kendisi başka. İsmin aslı patata, Amerika yerli dillerinin birinden geliyor. Amerikalıların yam veya sweet potato adını verdiği, kabak tatlısına benzer tadı olan, kırmızı-turuncu renkli başka bir yumrulu bitkinin adı. Kristof Kolomb ilk kez Amerika’da bulup getirmiş ama Avrupa’da pek tutulmamış.
Bildiğimiz patates başka bir bitki. İnsanlarca yenen çeşidi ilk önce 18. yüzyılda İrlanda’da tarı...
2021-04-07 17:00:00 +0000 UTC
View Post
30 Kasım 2008
Ikınarak yapılan malum işin Antik Yunancası kakká, Fransızcası caca, ki o da öyle okunuyor, Farsçası kak, Ermenicesi aynen kak, Eski Moğolcası kag. Uygarlıklararası skatoloji alışverişi mi? Yok, bebek dili. Dünyanın her yerinde bebeklerin ilk öğrendiği 15-20 kelime aşağı yukarı aynı. Pek çok dilde mesela mama, mami, meme, nana, nene veya anna, annenin –ya da annenin o yaşta esas ilginç...
2021-04-06 17:00:00 +0000 UTC
View Post
29 Kasım 2008
Arapça yamîn “sağ”, daha doğrusu “sağ el”. Sağ elin uğurlu sol elin uğursuz olduğuna dair inanış, en eski zamandan beri tüm insan topluluklarında var. Ortadoğu’nun Sami toplumlarında da sağ avucunu gösterme jesti kadim zamanlardan bu yana doğruluk, güven, dostluk, söz verme ifade etmiş. Yemin etmek, esasen sağ elini kaldırıp göstermek demek. Eskiden yemin vermek denirdi, daha bile somut.
Yamîn’in Arapça z...
2021-04-05 17:00:01 +0000 UTC
View Post
28 Kasım 2008
Türk milletinin yüzde sekseninin her akşam oturma odasına giren bir isim artık Türkçe sayılmaz mı? Hele “Hey Corç versene borç” gibi atasözleri ve deyimlerimiz varken?
Adın aslı Yunanca Geôrgios, “toprak işleyen” yani “çiftçi” demek. Ge- bildiğimiz gêo-logia’daki gibi toprak, yer. -ôrgios da tıpkı ırgat gibi ergon kökünden, “işleyen, çalışan”. İngilizcesi George (/corc/...
2021-04-04 17:00:03 +0000 UTC
View Post
(Yayımlanmadı)
Latince fêmina kadın ya da genel olarak dişi. Fransızca femme (kadın) oradan gelmiş. Féminin (telaffuzu ‘feminen’) “kadınsı” ya da “dişil” demek. “Kadınların toplumsal alanda erkeklerle eşit haklara sahip olmasını savunan görüş” anlamında feminizm sözcüğüne İngilizcede ilk 1895’te, Fransızcada bundan biraz daha önce rastlanıyor. Sonradan anlam değiştirmiş, her hal ve şartta kadınlar...
2021-04-03 17:00:03 +0000 UTC
View Post
27 Kasım 2008
Farsça tere “1) taze, yaş; 2) maydanoz, tereotu, ıspanak, roka, kereviz yaprağı gibi çiğ yenen her türlü sebze”. Türkçede en geç14. yüzyıldan itibaren aynı anlamda kullanılmış. Esasen İngilizce herb / Fransızca herbe ile aynı anlamda. Su teresi, Hint teresi, tere-i bustani, tere circir gibi, farklı devirlerde farklı türleri ön plana çıkmış. Günümüzde de tere başka, tereotu başka ot.
Tereyağı’na “taze yağ” anl...
2021-04-02 17:00:06 +0000 UTC
View Post
26 Kasım 2008
Demiray Oral’ın yeğeni yanılıyor, Karaköy, Siyahköy demek değil. Asıl adı Karayköy imiş. Fatih Sultan Mehmet devrinde Kırım’dan getirilen Karayları, eski adı Galata olan semtin bir köşesine iskan etmişler.* Aynı Kırım seferi esnasında Ceneviz’e karşı Osmanlı’yı tutan Kefe’li Ermenileri de Gedik Ahmet Paşa İstanbul’a getirip, şimdi hâlâ Gedikpaşa diye bilinen semte yerleştirmiş. O devirde payitahta yerleşmek büyük...
2021-04-01 17:00:04 +0000 UTC
View Post
25 Kasım 2008
Fırkateyn tipi gemiler Osmanlı donanmasında ilk 1774’te kaydedilmiş, 1770’ler ve 1780’ler boyunca yoğun olarak inşa edilmiş. Sözcük önceleri fırkatûn, daha sonra fırkatîn/fırkateyn olarak geçiyor. İtalyanca fregatone’den alıntı.
Fregatone, Venedik tersanelerinde 17. yüzyıldan itibaren kullanılan bir yardımcı gemi tipinin adı. İtalyanca -one büyütme ekiyle, öteden beri bilinen fregata’nın “büyüğü” demek...
2021-03-31 17:00:03 +0000 UTC
View Post
24 Kasım 2008
Falsche Trennung (false division) her dilde rastlanan bir dil fenomeni. Çoğu zaman eğlenceli sonuçları var. Mesela Eski İngilizcede ikename “ikinci isim, lakap, unvan” demek. (Baştaki ike Almanca auch karşılığı, ilave demek.) “Bir lakap” anlamında an ikename deyimi 16. yüzyıl civarında yanlış bölünüp a nikename (nickname) biçimini almış. Şimdi internetçi dilinde bunun kısaltması olan nick kullanılıyor.
Arapçası ...
2021-03-30 17:00:03 +0000 UTC
View Post
23 Kasım 2008
Fransızca sözcük terreur, “şiddetli korku” demek. Siyasi anlamda ilk kez 1793’te tedavüle girdi. Fransız İhtilali’nden sonra iktidara gelen Robespierre ve takımı, devrim düşmanlarına karşı terör politikası uyguladılar. Her gün yüzlerce “rejim karşıtı”, şipşak mahkeme edilip giyotine gönderildi. Sonunda Robespierre de kafasını kendi yarattığı canavardan kurtaramadı.
20. yüzyıl ortalarına dek terorizm* sözcüğü...
2021-03-29 17:00:04 +0000 UTC
View Post